Category: Gündem Written by Super User Hits: 541
Türkiye ile Suriye çarpıştırılmak isteniyor. Terör ve güvenlik uzmanı Sedat Laçiner, Türkiye’ye Suriye ve İran üzerinden oynanan oyuna dikkat çektiği yazısında.
. ABD’nin yeni yönteminin ülkeleri birbirine kırdırmak olduğunu ifade etti. Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’na göre Suriye düşerse 3. dünya savaşı çıkabilir. Halaçoğlu Türkiye’nin Suriye politikasına ise sert eleştiriler yöneltiyor: “Tarih boyunca emperyalist olmayan Türklerin emperyalist bir millet haline sokulması görüntüsünü veriyor.”
Obama’nın Bush’dan daha tehlikeli olduğunu belirten Laçiner, Irak’tan çekilmeye hazırlanan ABD’nin yeni planına dikkat çekti.
Amerika ve İsrail basınının ısrarla Türkiye’yi Suriye’deki silahlı muhalefetin destekçisi ve lideri gibi göstermeye çalıştığını belirten Laçiner, Türkiye’nin buna zaman zaman malzeme verdiğini dile getirdi ve Suriye’de ABD’nin üstlendiği rolün Türkiye’ye yıkıldığını ifade etti.
ÇARPICI ANALİZ:
Başkan Obama’nın tarzı bir önceki başkandan oldukça farklı. Bush bir ülkede sorun görünce orayı doğrudan işgal etmeye kalkar; onbinlerce, hatta yüzbinlerce asker yığar, sınırları, rejimleri ve liderleri değiştirmeye kalkardı. ‘Bush tarzı’nda hedef ülke çok büyük zararlar görürdü, ancak Amerikan askeri ve parası da bu şekilde riske atılırdı.
Obama yönetimindeki Demokratlar ise Bush’un yaklaşımının Amerika’yı batırdığını düşünüyorlar. Onlara göre küreselleşen ekonomik kriz de, ABD sosyal dengelerindeki sarsıntı da Irak ve Afganistan maceralarının sonucu. Kötü örneklerden ders alan Demokratlar Libya, Mısır ve Tunus’ta çok farklı bir model uyguladılar. Alınan dersleri şöyle sıralayabiliriz:
1) Libya’da çatışmaya doğrudan girmediler, en ön safta yer almadılar.
2) Fransa gibi diğer istekli ülkeleri maliyetleri paylaşmak için teşvik ettiler.
3) NATO ve Birleşmiş Milletler’i devreye sokarak müdahaleyi sadece ABD müdahalesi olmaktan çıkardılar.
4) Arap dünyası ve Türkiye’den destek alarak bölgesel tepkileri daha başından kestiler.
5) En önemlisi Kaddafi yine Libyalılarca alt edildi. Yani Libyalılar Libyalılara kırdırıldı. Muhaliflere silah ve silahlı eğitim verildi. Batı istihbarat birimleri Kaddafi ve adamlarının tüm açıklarını tespit edip, bunları muhaliflerle paylaştılar. Benzeri gelişmeler Mısır, Suriye ve diğer Arap ülkelerinde de yaşandı, yaşanıyor.
OBAMA DAHA TEHLİKELİ
‘Obama tarzı’ Türkiye ve tüm dünyada alkışla karşılandı. Örneğin Libya’da yönetim ABD’nin istediği doğrultuda değişmiş olmasına rağmen, geçmişten farklı olarak Türkiye sokaklarında ciddi bir Amerika karşıtlığı gözlenmiyor. Yeni yaklaşımın Bush tarzı ile kıyaslandığında pek çok olumlu yönü bulunduğunu ben de kabul ediyorum. Ancak ‘ateşi maşa ile almak’ olarak da tanımlanabilecek olan yeni yöntemin Türkiye için Bush döneminden daha fazla ölümcül riskler taşıdığı kanaatindeyim. Çünkü yenisinde tüm maliyet hedef ülkeye ve komşularına yükleniyor.
Bu bağlamda baktığımızda eğer sıradaki ülke Suriye veya İran ise bu ülkeleri kanlı iç savaşlar bekliyor demektir. Aynı şekilde Irak’tan çekilmeye hazırlanan ABD eğer Irak’ta büyük sorunlar ile karşılaşırsa, eskiden farklı olarak Irak’a asker indirmek yerine bölgesel güçleri birbirine kırdıracaktır demektir. Hal böyle olursa bundan en büyük zararı görecek olan ise Türkiye’dir.
İHALE TÜRKİYE’YE Mİ?
Özellikle Suriye konusundaki en son gelişmeler bu husustaki kaygıları arttırmak için yeter de artar bile. Amerika ve İsrail basını ısrarla Türkiye’yi Suriye’deki silahlı muhalefetin destekçisi ve lideri gibi göstermeye çalışıyor. Ne yazık ki zaman zaman Türkiye de bu konuda hiç de iyi niyetli olmayanlara bilmeden malzeme veriyor. Aylar önce bu köşedeki bir yazımda da hatırlatmıştım, “Suriye ile Türkiye çarpıştırılarak bir taşla iki kuş vurulmak isteniyor” demiştim. O korkularımı arttıracak daha fazla veri ortaya çıkıyor. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed Türkiye’nin kendi kellesini istediğinden emin. Nusayrilere göre Türkiye, Suriye’de rejimi değiştirmek istiyor ve bir iç savaşı açıkça teşvik ediyor. Kısacası geçmişte ABD’nin üstlendiği rol Türkiye’ye yıkılmaya çalışılıyor. Elbette böyle düşünen bir Suriye PKK’yı daha fazla destekliyor. Başka bir tabirle Suriye’de de Libya modeli modifiye edilerek uygulanmaya çalışılıyor. Ancak Türkiye üzerine hesaplar sadece Suriye konusunda değil, İran konusunda da işliyor. Eğer İran, Türkiye tarafından durdurulabilirse, hem askeri ve iktisadi yönlerden zayıflayan Türkiye ehlileşmiş olacak, hem de İran gibi bir dertten düşük maliyetlerle kurtulunmuş olunacak.
Gördüğünüz gibi, hesaplar Batı ve İsrail açısından kağıt üzerinde fevkalade mantıklı. Uygulamanın ne olacağını ise zaman gösterecek.
S. Laçiner / Star – 03.11.2011
Şu haberler de ilginizi çekebilir:
http://www.medyaokuryazar.com/suriyenin-pimi-erdoganda/
http://www.medyaokuryazar.com/suriyede-ic-savas-ve-turkiye/
SURİYE DÜŞERSE NE OLUR?
http://www.medyaokuryazar.com/suriye-duserse-ne-olur/
Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’na göre Suriye düşerse 3. dünya savaşı çıkabilir. Halaçoğlu Türkiye’nin Suriye politikasına ise sert eleştiriler yöneltiyor: “Tarih boyunca emperyalist olmayan Türklerin emperyalist bir millet haline sokulması görüntüsünü veriyor.”
-Suriye’yle gerilim her geçen gün artıyor. İki ülkenin geleceğinde ne görüyorsunuz?
Dışardan medyaya yansıtılanla içerde olanların aynı olmadığı görülüyor. Orta Doğu’da meydana gelen olayların arkasında ABD’nin olduğunu artık herkes biliyor. BOP’un bir parçası bu. Hangi sebeple ortaya çıktığı birinci derece önemli, Çünkü Esad, Kaddafi, Mübarek olsun diktatör türünde yönetim sergileyen Arap dünyasındaki insanlar dün de vardı. Bir sene öncesine kadar da AB ve ABD ile hatta Türkiye’yle çok yakın ilişkiler içindeydiler. Ne değişti?
-Galiba herkes bu sorunun cevabını merak ediyor?
Evet. Birdenbire bunların diktatörlükleri, halka zulmettikleri akla geldi. Bir de çelişki var: Demokrasi gelmesini istedikleri ülkelere karşılık ABD’nin en yakın dostlarından olan Ürdün, Suudi Arabistan, emirlikle, krallıkla yönetiliyor. Ne demokrasi var, ne insan haklarına riayet ediliyor. Suudi Arabistan’da idamlar hâlâ kafa kesilerek yapılıyor. Bakın dünyada son 10 yıl içinde müthiş bir değişim meydana geldi. Tüm Orta Doğu ile Türk dünyası birlikte ele alındığında dünya petrollerinin yüzde 67.5’ini oluşturduğunu görürsünüz. Dünya petrolünün yüzde 26’sı ABD, yüzde 20’si AB ülkelerinde kullanılıyor. AB sömürgelerini kaybettikten sonra hammadde kaynaklarını ve işgücünü kaybetti. Ama Uzak Doğu birdenbire elektronik ve sanayi bakımından gelişmeye başladı. Batı dünyası ucuz iş gücüyle mücadele edemeyince fabrikalarının birçoğunu Çin’e kurdu. Çin bugün devasa bir ekonomi. 3.2 trilyon dolarlık döviz fazlası var. Asıl ilginç olan tarafı 1.9 trilyon dolarlık kısmının ABD devlet tahvili olmasıdır. Çin bunu piyasaya sürerse ABD’de ekonomi kalmaz, tüm şirketler iflas eder. ABD kendini kurtarmak için ne yapacak? Çin’i savaşla yıkamaz, mümkün değil. Ekonomik güçle olmaz. Peki Çin’in kendinde olmayan ve en çok ihtiyaç duyduğu şey nedir?
-Petrol mü?
Aynen öyle. Çin petrolü Libya’dan, Orta Doğu ülkelerinden alıyor. Meydana gelen olayların temelinde yer alan neden budur. Suriye düşmeden İran’ı kontrol edemezsiniz. Son kale olarak Suriye’yi düşürmeye çalışıyorlar. Meseleyi bu açıdan aldığımızda işin rengi tamamen değişiyor. Çin Güney Denizi’nde petrol buldu ama uzun sürecek bir siyasi çekişme yaşanacak gibi görünüyor. Orta Doğu’ya bu çerçevede baktığınızda görüyorsunuz: Tunus’ta olaylar oldu, Libya, Mısır’da ve Suriye’de oldu. Yemen’de oldu çünkü orada petrol yok ama Kızıl Deniz’e girişi kontrol eden bir devlettir.
-Bahar hızla İran’a doğru ilerliyor…
Suriye düşerse bakın Azeri-İran çatışmasını meydana getireceklerdir. Bahane bulmak, olayları geliştirmek çok kolay. Artık dünyada dev savaşlarla değil iç çatışmalarla devletleri yıkmak daha kolay. Türkiye’nin de başı belada. Suriye’nin yıkılması demek Rusya’nın Kafkasya’dan Basra Körfezi’ne kadar çıkış yolunda tüm gücünü, nüfuzunu kaybetmesi demektir. Bugün Afganistan’da Taliban bahanesiyle savaş var. Afganistan’da ayrıca 1 trilyon dolarlık lityum madeni var. Ama Afganistan’ı da Irak’ı kontrol edemediler. ABD çekilmek zorunda kaldı. Bir Kürt devleti kurma meselesi yine başarıya ulaşamadı. İran sert çıktı, Türkiye Kürt açılımıyla bu işe ön ayak oldu. Çünkü Türkiye’ye bağlanma sözü verdiler.
-Kuzey Irak’ta kurulacak Kürt devleti mi Türkiye’ye bağlanacak?
Federasyon şeklinde. Öyle düşünülüyor. Hatta Suriye’nin bile aynı duruma sokulması söz konusu şu an. O nedenle Türkiye’de başkanlık konuşulmaya başlandı, anayasa değiştirilmek isteniyor. Türkiye Suriye’nin iç işlerine karışıyor. Hani kankaydılar? Onlara göre Suriye düşmeden İsrail’de emniyet sağlanamaz. Malatya’ya kurulan radar Türkiye için mi? İran’dan atılacak füze önce radarlar tarafından tespit edilecek. İlk haber verilecek yer Doğu Akdeniz’deki ABD donanmasıdır. O da doğrudan İsrali’e bağlı. Yani İsral haberdar olacak. Füze Türkiye’ye atılırsa ABD donanmasından atılacak karşı füzeler Kayseri Yozgat sınırında vurulabiliyor. Kayseri’yi bile koruyamıyor, Ankara tarafında füzeyi yakalayabiliyoruz. İran’dan İsrail’e atılan bir füze nerede yakalanıyor; Suriye üzerinde.
-Peki arkasında İran, Çin ve Rusya olan Esad’ı yıkmak bu kadar kolay mı?
O kadar kolay değil. Rusya donanmasını Akdeniz’e gönderdi. Suriye’ye Rusya ve Çin dışında İran destek veriyor. Çünkü oranın düşmesi Orta Doğu’daki ABD hakimiyetiyle İran, Kafkasya ve Orta Asya cumhuriyetleri tehlike altına girecek. Rusya’nın ekonomik ve siyasi çıkarları açısından kötü bir durum. Ama Suriye düşerse sonra bir savaşı bekleyebilirsiniz.
-ABD, Rusya, Çin, İran… Bu durumda 3. dünya savaşı çıkar galiba?
Büyük ihtimalle. Böyle bir durumda da Türkiye ABD tarafında yer alır. İşin kötü tarafı İran ile savaşır. Ama o savaş ABD’de değil bizim topraklarımızda olacak. Türkiye bunu şöyle göze alıyor: Olmayacağını, ABD’ye rağmen Rusya’nın veya İran’ın bu işte Türkiye ile savaşmayacağını düşünüyor. Tam tersi. İran canı yandığı takdirde toprağında ABD üsleri bulunan Türkiye’ye saldıracaktır. Atılan füzeyi vururuz diye düşünüyorlardır da muhtemelen. Halbuki benim bildiğim İran hiç kimsenin bilmediği başka silahları da geliştirmiş durumda.
-İran ve Rusya Esad’dan vazgeçemez mi? Uzlaşma sağlanacak ortak bir isme onay çıkabilir mi?
Rusya muhaliflerle Esad’ı görüştürmeye çalışıyor. Ama bence Esad düşmeyecektir. Çünkü Rusya fiilen destek verdiğini ortaya tamamen koyduktan sonra artık pozisyon değişecek. Rusya ekonomik olarak kendini toparlıyor. Çin ve Rusya arasında stratejik anlaşma var, İran’la anlaşmaları var. Kendi çıkarlarını bir kenara atamazlar. Esad’ın diktatörlüğü tamam. Ama Esad babasından daha az diktatördür. Suriye giderek demokratikleşiyordu. Geçen yıl Halep üniversitesinde konferans verdim. Sonra araba kiralayıp tüm Suriye’yi gezdim. Hama, Şam, Rakka… Gittiğim hiçbir yerde durdulmadım, kimlik soran olmadı. Ama son durum neyi getirdi biliyor musunuz? Tarih boyunca emperyalist olmayan Türklerin emperyalist bir millet haline sokulması görüntüsünü veriyor. Libya için 400 milyon dolar yardım ediyorsunuz. Oradaki petrolleri işletme karşılığı mı bu? O zaman emperyalistsiniz.
-Tarihte hiçbir dönemde olmamış mıdır ?
Hiçbir zaman. Türkler gittikleri yerlere adalet götürmek, düzen sağlamak için giderler. Hiçbir zaman ekonomik çıkarları nedeniyle gitmemişlerdir. Kültürümüzde yok. Olsaydı Osmanlı İmparatorluğu’nun 500 sene hakim olduğu Balkanlar’da bugün herkes Türkçe konuşurdu ve hatta Müslümandı. Bakın bugün AB çöküyor. 10 yıl önce söylediğimde ‘kehanet’ diyorlardı. Geçmişten aldığınız ders varsa tarih gelecektir zaten. Yakın zamanda değil ama önümüzdeki dönemlerde Avrupa’da yeniden çatışmalar çıkacaktır. Çünkü ekonomiler çöktükçe, halk fakirliğe itildikçe ‘benim menfaatimi niye sana vereyim’ derler. Bizim gibi değiller onlar. Bütün savaşlar ekonomik rekabetten çıkar. Sebep ne siyasettir ne dindir.
Vatan – 19.11.2011
http://www.medyaokuryazar.com/suriye-duserse-ne-olur/